| Siyah bir düş... |
| Şimdi, yine aynı gecenin düşüne, yine ömrün dirilişine kelimelerim... |
| 2009-08-21 | Ağustos... |
Her dem bir düş, her gam bir eş seninleyken gönlüme...
Bu aralar, kor kırmızı dudaklarına yerleştirdiğin buselerin tadından çalıyorum beş çaylarında, sana dönüyorum mevsim değişince yana yana... Gün batımında sana koşuyorum, sen kokuyorum yalnızlığımda... Düşünmek istemiyorum ayrılığı hasret tuzağına düşüp, sana karşı gelen duvarlarımı yeşile boyuyorum üstüme eski mecmuaları örtüp... Bir de; hep seni sayıklıyor parmaklarım, hep sana yazıyor kalbim...
Bilmiyorsun; sana feda ettiğim cümleler ömrümün özeti, sensiz yatağım bir kirli çamaşır sepeti...
Sen eskitirken yalnızlığın yollarını, ben yekten kimi gördüysem hep seni sordu, senli günlerime özendi. Düşün ne haldeyim, paramparça şimdi kaşlarım; ne bir sebep sonu hüsran kavgalara, ne bir tını bakir kulaklarımda...
Şimdi, yine aynı gecenin düşüne, yine ömrün dirilişine kelimelerim...
Unutma; umudu yitirdiğin zamanları arkana alıp rüzgara kafa tuttuğunda her ne kadar kulak arkasına atsan da geçmişini, an gelir teker teker karşına çıkar yitirilmiş aşkın çığlığı...
Bir de merak ediyorum; ellerinin arasına sıkıştırdığında başını, bir dua daha savursan göğe ve ellerimin arasına yerleştirdiğinde kalbini bir tutam sevgi sözcüğü daha saçsan duvarlara, çok mu dokunur gözlerine?
Bana soracak olursan; boş ver gitsin dünyayı, sarıl ıslak masallara...
Nesilden nesile bir köprü olsun bu gece buseler, tenin tenime sahip çıksın karanlıkta... Kaybedilen günlere birer ad koyalım, atalım torbaya... Şanslı olan tarihe nispeten süsleyelim fotoğraf karelerini... Ölümsüzleştirdiğimiz her an birer bebek olsun kucağımızda. Açık hava faydasında çekelim içimize aşkın dumanını. Hapsedelim en kutsal kelimeleri dudaklarımızda...
Korkuyu zikretmeden, tutkuya taparak; yarını düşünmeden bugüne bakarak atalım anın imzasını...
Eğer varsa ömrünün cesareti, silinmişse geçmişin esareti, bir kez daha dinle şimdi sözlerimi...
Ben, sırtımda taşırım hayallerinin yükünü, Ben, aşkının karşısında iliklerim önümü, Ben, yanında unutsam da ölümü, Kirletmem gelinliğinin tülünü...
Hadi uzat elini; soru işaretlerine astılar yorgun bedenimi... Geleceğin huzuruna bir eş duruyor karşında; korkma, kurtar beni...
Gürdal ÇAKIR |
| Yorumlar : |
 |
Eda Yılmaz |
Keşke sahip çıksa her seven sevgisine böyle... Ki aşk bir kez gelirken insanın başına bırakıp gitmek, korkmak, yok saymak bu kadar kolay mı? Keşke sadece hakedenler yaşasa aşkı... Sonuna kadar arkasında durup, ölümü bir hiç sayıp, bunu tüm yüreğiyle ortaya koyanlar... Aşktan gurur duyan, aşkın acısını her zerresinde hissedenler... Keşke herkes sevebilse senin gibi... Yüreğine sağlık...
|
|
 |
Gülay Yıldız |
Ben bu yazının altına yorum yapamayacağım. Cidden düşünüyorum ne desem diye ama şuan hissettiklerimi seçipte aktaramadım. Kalbinden geçenleri o kadar özenle işliyorsun ki, senin için tek dileğim tüm bu özenli sözcüklerin hakkını verebilecek bir aşktır...
asla yazmaktan vazgeçme
|
|
 |
Melike Eryetiş |
Senin gibi bir sevgiliye sahip olmak tek dileğim.
|
|
 |
Meral Ünür |
O beyninin kıvrımlarında daha neler gizli ve ruhundan akıp parmak uçlarındaki kalemden dökülen sözcükler, normal mi sence? Bence normal değil... Bence ne mi? Tam bir şa ha ne... Ben bu yazının yorumuna uygun kelimeyi bulamadım gerçekten... Ve her yazının sonuna yazdığım gibi; ruhuna sağlık!!!
|
|
 |
Nilgün Atalay |
Gerçekten çok güzel, yani bir sevgiliye en güzel evlenme teklifi ya da ben öyle anladım... İçinde geçen her sözü anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır, çok güzel gerçekten, mükemmel olmuş. Ki bunu birisi bana okussaydı teklif olarak alırdım ve cevabım evet olurdu. Evlenmeyi istemesem de kabul ederdim. O kadar güzel, hatta şahane...
|
|
|
|
Yorum Yaz | Tümünü Göster
|
| Diğer Güncel Yazılar : |
Ah...
Pekala...
Unutma...
Bugün...
Artı, Eksi...
Nafile...
Pes...
Gür Neşe...
Ağustos...
Uyan...
|